İstanbul

Yıllık Arşiv: 2009

Üç ayak

26/11/2009 at 11:38

mhmtkrc

1

Taraf

Aslında oyun çok basitti. Sistemi “üç ayak” üstüne kurmuşlardı. Ordu, yargı, medya. Ve, bunlar gerçekle hiç alakası olmayan bir Türkiye tablosu çizip insanları buna inandırmaya çalışıyorlardı. Ordu, disiplinli, güvenilir ve şanlıydı. Yargı, bağımsız, tarafsız ve saygıdeğerdi. Medya, dürüst ve gerçekçiydi. Halkı da parçalara ayırıp biçimlendirmişlerdi. Kürtler teröristti, dindarlar yobazdı, solcular haindi, Aleviler ahlaksızdı. Sistemin hedefi [...]

Ancak problemlerimizi çözerek büyürüz

08/10/2009 at 08:21

mhmtkrc

0

ahmetturanalkan

Ahmet Turan Alkan / Zaman Eskiden sağ partilerin “Büyük Türkiye” diye kavramlaştırdığı bir ütopya vardı: Büyük Türkiye deyince aklımıza hemen haritada görülebilir bir büyüklük gelirdi. Bir tarafta Balkanlar ve Adriyatik Denizi’ne uzanmış, Kafkasya’yı içine almış, Batı Asya’da Türkçe konuşan toplulukları ihmâl etmeden Ortadoğu’ya ağırlığını koymuş bir Türkiye haritası. Bir bakıma XVI. yüzyılda Osmanlı hükümranlığını canlandıran [...]

Kıymetli malı olanlar bağırmaz!

24/09/2009 at 10:44

mhmtkrc

0

Necip Fazıl Kısakürek

Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir. Popçular, fo…lkçular boğazlarını patlatana kadar bağırıp duruyor. Ama Dede Efendi’yi okuyanlar bağırmıyor. İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur. Necip Fazıl Kısakürek

Hacı Osman Efendi’nin dünyasına küçük bir yolculuk

11/09/2009 at 14:06

mhmtkrc

0

ESNAF

Ahmet Turan Alkan / Aksiyon Hacı Osman Efendi’nin, bakkaliye ve özellikle bakliyat nevinden kuru gıda sattığı bir dükkânı vardı Maraş Çarşısı’nda. Belki başka dükkânlarda fiyat üzerine pazarlık edilirdi ama Osman Efendi’yle pazarlık edilmeyeceğini müşterileri bilirdi. Fiyat neyse oydu; müşteri, bu fiyatın içine dizginsiz kâr etme arzularının giydirilmemiş olduğunu bilmenin itminânı ile gelirdi oraya. Hacı Osman [...]

Bir Ramazan İlahisi…

19/08/2009 at 17:38

mhmtkrc

0

Ramazan

Sivas’ta teravihlerde bu ilahi söylenir:   BİR RAMAZAN İLÂHİSİ VE KAVLAYAN MUHACİRLİĞİM … Bir ilahinin bile tek başına, bir şehri, yılda bir ay boyunca medenileşmeye çağıran bir lütuf olduğuna/olabileciğine inanıyorum. Peki bu lütuf, kimden? Öyle zannediyorum ki musikiye yakın duruşlu Şemseddin Sivasî ya da Abdülmecid Sivasî hazretlerinin isimleriyle şereflendirdikleri şehre bir hediyeleri… Doğrudan doğruya kendilerinin [...]

Ramazanda kola geleneği!

19/08/2009 at 13:26

mhmtkrc

2

iftar_kola

Gelin, iftarı kolalarla değil hurma ile açalım… Ramazan, seni biz öldürdük… “Kim kimi tutacak? Açlık bizi mi yoksa biz süflî arzularımızı? Biz mi Ramazan’ı değiştiriyoruz, Ramazan mı bizi? Ramazan, terbiye olma ve şeytanlardan kurtulma ayı mı yoksa tıkınma ve şeytanları toplama ayı mı? Ramazan arınma, düşünme ve akıllanma ayı mı yoksa yan gelip yatma, gösteriş [...]

Balıkçı ve Zengin İş Adamı

12/08/2009 at 15:16

mhmtkrc

0

Amerikalı bir zengin, is seyahati sırasında Meksika’nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış… Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı… “Merhaba balıkçı” diye seslenmiş. “Bu balıkları kaç zamanda tuttun?” “Bir iki saatimi aldı” demiş balıkçı… İştahlanmış bizim işadamı; “E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?” diye sormuş. “Bu [...]

Unutulan gelenek: Diş kirası

11/08/2009 at 12:16

mhmtkrc

1

Osmanlı sofrası

Günümüzde unutulan geleneklerden biri de diş kirası. Osmanlı döneminde zengin köşk veya konaklarda iftara davet edilen misafirlerin yanında fakir halk içinde sofralar hazırlanır, çat kapı gelen Allah misafiri geri çevrilmez, içeriye alınırdı İftarın verildiği köşk veya konak ziyafet evi halini alırdı. İftar sofralarda tabiri yerindeyse kuş sütü hariç her şey bulunurdu. Misafirler iftarını yapıp teraviye [...]

Zehir ve Panzehir

11/08/2009 at 11:16

mhmtkrc

1

Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kötü ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor: ‘Onu mutlaka zehirlemeliyim ama bana öyle bir zehir ver ki, kimse fark etmesin’ Yaşlı aktar geline bir toz vermiş. ‘Bunu her gün yemeğine çok az karıştır, fakat aranı çok düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin’ demiş. Kızgın [...]

Madımak’tan Ergenekon’a uzun ince bir yol: Canları kim yaktı?

06/08/2009 at 10:57

mhmtkrc

1

aksiyon_s764_kapak

Sivas Emniyeti, 37 kişinin öldüğü Madımak olayı sırasında çekilen çeşitli görüntüleri tekrar inceliyor. Bazı ipuçlarına ve farklı ayrıntılara ulaşılmış durumda. Detaylar, yakında daha da netleştirilecek. “Bu olayın araştırılması çok gecikti; çok geciktirildi. Aradan 16 sene geçti; son derece hayati pek çok delilin karartılmış, ortadan kaldırılmış olması ihtimâl dahilindedir fakat en soğukkanlı katilin, en akıllı suç [...]

  • Çalışmalarım...