<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Karaca</title>
	<atom:link href="http://www.hayalist.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hayalist.com</link>
	<description>hayalist.com</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 12:41:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Harfler ile Eğlenmek</title>
		<link>http://www.hayalist.com/harfler-ile-eglenmek</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/harfler-ile-eglenmek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 16:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[art]]></category>
		<category><![CDATA[design]]></category>
		<category><![CDATA[game]]></category>
		<category><![CDATA[typography]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1693</guid>
		<description><![CDATA[http://wordasimage.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="620" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/J59n8FsoRLE?fs=1&#038;feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://wordasimage.com" target="_blank">http://wordasimage.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/harfler-ile-eglenmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beş bin yıllık problem: İyi karpuz nasıl seçilir</title>
		<link>http://www.hayalist.com/bes-bin-yillik-problem-iyi-karpuz-nasil-secilir</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/bes-bin-yillik-problem-iyi-karpuz-nasil-secilir#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 18:39:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[karpuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1674</guid>
		<description><![CDATA[Salatalık ve kabağın kuzeni olan karpuz, Afrika’nın Kalahari Çölü’nden dünyaya yayılmış. 5 bin yıl önce Mısır’da hiyerogliflerde tasvir edilen karpuzun iyisini seçme işi de herhalde anlayacağınız gibi insanlığın 5 bin yıllık bir problemi. Özetle söylemek gerekirse kesilmemiş iyi bir karpuz seçmenin günümüzde üç önemli kuralı var: Yamuk İyi Değildir Önce karpuza genel bir bakış atın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1675" style="margin-right: 10px;" title="Karpuz" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2011/08/karpuz-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" />Salatalık ve kabağın kuzeni olan karpuz, Afrika’nın Kalahari Çölü’nden dünyaya yayılmış. 5 bin yıl önce Mısır’da hiyerogliflerde tasvir edilen karpuzun iyisini seçme işi de herhalde anlayacağınız gibi insanlığın 5 bin yıllık bir problemi. Özetle söylemek gerekirse kesilmemiş <strong>iyi bir karpuz seçmenin günümüzde üç önemli kuralı var:</strong></p>
<h4>Yamuk İyi Değildir</h4>
<p><strong>Önce karpuza genel bir bakış atın.</strong> İyi bir karpuz, şekli simetrik olandır. Bir tarafı yamuk, düz ya da küçük kalmış olmamalı. Karpuzun gelişmemiş, daralmış kısımları susuz kalmış demekmiş. Tabii ki kesik, delik olan karpuzları zaten kimse almaz&#8230; Ayrıca karpuzun rengi de ne aşırı parlak ne de aşırı donuk olacak.</p>
<p>Görüldüğü gibi bizim Egelilerin “Karpuzun yamuğu iyidir” gibi düşüncesi de pek doğru değil. Yani karpuzun iyisine “basketbol topu” demek de yalan oldu. Ayrıca karpuzun sapının yaş mı, kuru mu olduğunun da pek önemi yok. Bir de “tırnakla kazındığında yeşil kısmı kolayca çıkan” gibi yöntemler başınıza iş açabilir aman dikkat!</p>
<p>Yine görüldüğü gibi “karpuzun sağına soluna şaplak vurup ses ahenkli geliyorsa budur” gibi ya da “iyi bir karpuz Diyarbakırlı olur, sesi de Diyarbekirli gibi tok çıkar” demiyoruz artık. Bir tık darbesiyle karpuza ses dalgası gönderip kulağımızı alıcı olarak kullanmadan önce bu konuyu bir jeofizikçiye sormalı. Bu arada dikkat; ses dalgası renkkörü olabilir!</p>
<p><strong>İkinci kural</strong> karpuzu yerinden kaldırıp elinizle bir tartın. Ağırlığı mutlaka büyüklüğüyle orantılı olmalı. Yani büyük bir karpuz çok hafif ise içe geçmiş; küçük bir karpuz beklenenden daha ağırsa kabak olma ihtimali yüksek. Bu arada unutmayın karpuzun ağırlığının yüzde 92’si sudur.</p>
<h4><strong>Göbeği Önemli </strong></h4>
<p><strong>Üçüncü kural</strong> ise karpuzu ters çevirip altındaki göbeğine bakın: Güneşin altında olgunlaşıp olgunlaşmadığını anlamak için karpuzun toprağa temas ettiği yeri inceleyin. Burada insanlarda olduğu gibi yuvarlak lekeye bazıları karpuzun göbeği diyor. Burası kremsi ya da soluk sarı renkli bir nokta şeklinde olmalı; beyaz ya da açık yeşil renkte olmamalı. Eğer karpuzda bu işaret yoksa, karpuz erken hasat edilmiş olabilir. Bu da karpuzun tat, doku ve sululuk durumunu olumsuz etkileyecektir.</p>
<p>Sonuç olarak artık markette ve pazarda “hiç anlamam seçmekten, siz bana en iyilerinden birini seçer misiniz” demekten kurtuldunuz. Artık bu işleri hep manavın insafına bırakmayacaksınız. Unutmadan, kesme yüzeyi ve kullandığınız bıçak ile beraber (her meyve ve sebze gibi) karpuzu da kesmeden önce yıkamak gerekiyor.</p>
<p>Prof.Dr. Mikdat KADIOĞLU / Hürriyet</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/bes-bin-yillik-problem-iyi-karpuz-nasil-secilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahoo Pipes ile RSS&#8230;</title>
		<link>http://www.hayalist.com/yahoo-pipes-ile-rss</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/yahoo-pipes-ile-rss#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 15:57:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[google reader]]></category>
		<category><![CDATA[RSS]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo pipes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1652</guid>
		<description><![CDATA[Google Reader ile birçok RSS yayınını takip ediyorum. Tabii iPod Touch&#8216;un da hakkını vermek gerek. RSS yayını olmayan içerikleri de Yahoo Pipes ile kendimiz oluşturabiliyoruz. Yahoo Pipes ile oluşturduğum RSS&#8217;ler: Seçme Köşe Yazarları (Zaman zaman değişiklikler yaparım.) Günlük Gazetelerin İlk Sayfaları &#8211; Büyük Günlük Gazetelerin İlk Sayfaları &#8211; Mobil Salih Memecan Karikatürleri Bilgi ve daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> <img class="alignright size-full wp-image-1654" title="Green RSS reader" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2011/07/Green-RSS-reader.png" alt="" width="172" height="172" /><a href="http://www.google.com/reader" target="_blank">Google Reader</a></strong> ile birçok RSS yayınını takip ediyorum. Tabii <a href="http://www.apple.com/tr/ipodtouch/" target="_blank"><strong>iPod Touch</strong></a>&#8216;un da hakkını vermek gerek.<br />
RSS yayını olmayan içerikleri de <a href="http://pipes.yahoo.com" target="_blank"><strong>Yahoo Pipes</strong></a> ile kendimiz oluşturabiliyoruz.</p>
<h4><strong>Yahoo Pipes ile oluşturduğum RSS&#8217;ler:</strong></h4>
<p><strong><a href="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_id=d8bb963738fd3efea7da0a2382c3b538&amp;_render=rss" target="_blank">Seçme Köşe Yazarları</a> </strong>(Zaman zaman değişiklikler yaparım.)<br />
<strong><a href="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_id=a83e7c18af5bc2e0ed9743dca7e732a4&amp;_render=rss" target="_blank">Günlük Gazetelerin İlk Sayfaları &#8211; Büyük</a></strong><br />
<strong><a href="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_id=cc794f54259dd8a4994e3951e5cca1e3&amp;_render=rss" target="_blank">Günlük Gazetelerin İlk Sayfaları &#8211; Mobil</a></strong><br />
<strong><a href="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_id=119d7e0ef8eb85e628a1798fb9767b4f&amp;_render=rss" target="_blank">Salih Memecan Karikatürleri</a></strong></p>
<h4><strong>Bilgi ve daha fazlası için:</strong></h4>
<p><strong><a href="http://acikrss.blogspot.com/2009/10/ack-rss-kutuphanesi.html">Açık RSS Kütüphanesi</a></strong><br />
<strong><a href="http://aletkutusu.blogspot.com/2008/12/yahoo-pipes-nedir-nasl-alr.html">Yahoo! Pipes Nedir, Nasıl Çalışır?</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/yahoo-pipes-ile-rss/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barış mı? Hakediyor muyuz?</title>
		<link>http://www.hayalist.com/kendi-cerahatinde-bogulan-bir-millet</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/kendi-cerahatinde-bogulan-bir-millet#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 12:01:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1646</guid>
		<description><![CDATA[Mutlu Tönbekici&#8217;den güzel bir yazı&#8230; Yok öyle haybeden gerçek üstü “teröre lanet”ler, “barış istiyoruz”lar “akan kanlar” dursunlar&#8230; Barış hak edenindir. Hiçbirimiz barışı hak etmiyoruz. Kürdü de hak etmiyor, Türkü de. Şu halimize bakın! Şu rezil halimize bakın! Her tarafımızdan kin, nefret, öfke ve kan akıyor. Hepimiz irin içindeyiz! Kendi cerahatinde boğulan millet olarak tarihe geçeceğiz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1647" style="margin-right: 10px;" title="Barış" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2011/07/baris-300x225.gif" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Mutlu Tönbekici&#8217;den güzel bir yazı&#8230;</strong></p>
<p>Yok öyle haybeden gerçek üstü “teröre lanet”ler, “barış istiyoruz”lar “akan kanlar” dursunlar&#8230;</p>
<p>Barış hak edenindir.</p>
<p>Hiçbirimiz barışı hak etmiyoruz.</p>
<p>Kürdü de hak etmiyor, Türkü de.</p>
<p>Şu halimize bakın! Şu rezil halimize bakın!</p>
<p>Her tarafımızdan kin, nefret, öfke ve kan akıyor.</p>
<p>Hepimiz irin içindeyiz! Kendi cerahatinde boğulan millet olarak tarihe geçeceğiz.</p>
<p>Hiç öyle ak sütten çıkma ak kaşık numaraları yapma bakalım!</p>
<p>Masum değilsin. İyi bak! Ellerin kan içinde.</p>
<p>Şehit askerlerimize bir kurşun da sen attın.</p>
<p>Sen de kendi gerillanı kendin öldürdün.</p>
<p>Sen  Türk! Öğrendin mi bu ülkenin gerçek tarihini? Öğrenmedin. Zahmet bile  etmedin. Facebook&#8217;lardaki zırva zırva goy goy yazılarını okudun durdun  da eline bir kitap alıp okumadın. Gizli saklı falan değil. Ne olmuş  1925’te, 1934’de, 1960’ta 1980’de.. Öğrendin mi? Yazıyor kitaplarda. Al  Hasan Cemal’in “Kürtler” kitabını oku mesela. İlk elli sayfayı okuman  bile yeter. Neden bu insanlar kendilerini de eriten, bitiren, yok eden  bir kin, nefret ve öfke içinde anlaman için evet ilk 50 sayfa bile  yeter.</p>
<p>“Assimilasyon devlet politikasıydı, Türk halkının suçu ne?” de diyemezsin.</p>
<p>Hiç bir devlet politikası, çoğunluğun desteğini almadan yürümez.</p>
<p>Devlet suçlu kere suçludur. Evet ama sor bakalım kendine. Sen ne yaptın? Veya sen ne yapmadın?</p>
<p>Bırak devleti, bırak PKK’yı. Al birini vur ötekine&#8230; Sen kendinden söz et önce!</p>
<p>Söyle bana ne zaman kendine tanıdığın hakların hepsini başkalarına da tanıdın?</p>
<p>Ne zaman bu ülkenin tüm halklarını kendinle eşit gördün?</p>
<p>Ne  zaman içi boş Türk kibrini bir kenara bırakıp “ama biz onlara her şeyi  verdik, daha ne istiyorlar” demeyi kestin? Yol, su, elektrik, okul,  hastane hepimizin eşit hakkıyken “biz”, “verdik” “daha ne?” demenin  ayıptan öte, efendilik taslamak olduğunu, düpedüz suç olduğunu, verenin  de sen değil asli görevi ZATEN bu olan devletin verdiğini ne zaman  aklına getirdin?</p>
<p>Devlet “Kürt diye bir şey yoktur, karda yürürken  çıkardıkları kart kurt seslerinden dolayı onlara öyle denir” dediği  zamanlarda “hadi oradan” diyebildin mi? Yoksa sen de benim gibi derste  kalmayı göze alamayıp “Atatürk İnkılâpları” adı altında okutulan Beyin  Yıkama Yağlama 101 sınavında bu aşağılık cümleyi mi yazdın?</p>
<p>Bırak benim de Kürt komşum vardı, Kürt arkadaşım vardı, gül gibi geçiniyorduk numaralarını.</p>
<p>1993-1997  arasında devlet politikası olarak işlenen binlerce faili meçhul  cinayetin ne zaman hesabını sordun? Toplu mezarlar, asit kuyularına  atılmış cesetler ortaya çıktığında ne zaman “ne oluyor yahu? Yeter ama!  Hesabı verilsin” dedin? Sokaklara döküldün?</p>
<p>Aynur empati  kursaymış keşke.. Çoban Ceylan havan topuyla 345 parçaya bölündüğünde  senin empatin neredeydi? 12 yaşında Uğur Kaymaz terörist diye 22  yerinden kurşunlanırken sen ne yaptın?</p>
<p>Bunları yazan gazeteleri “bölücü propaganda” demeyip ne zaman dikkatle okudun?</p>
<p>Köyleri  boşaltılıp yakılırken kılın neden kıpırdamadı da yersiz yurtsuz kalan  bu insanlar burnunun dibine gelince pek bir tuhaf oldun? İnşaattı,  çöpçülüktü en pis işlerini verdin de Kürtçe şarkı söylediklerinde sinir  oldun. Kıro, keko laflarını küçümsemek için kullandın. Bilmedin bile  bunlar Kürtçe kardeş, oğul manasındır.</p>
<p>Almanya’larda, Batı  Trakyalarda, İsviçrelerde Türkler ana dillerinde eğitim görebildikleri  için pek memnun kaldın, İsviçre “camiye tamam ama minareye hayır”  dediğinde hop oturup kalktın, Gazze Filistin Bosna maşallah her yere  yetiştin de  “bu çocuklar hiç bir şey öğrenemiyor, bari ilk üç sınıf  Kürtçe olsun” diyecek olduklarında niye yağmur gibi yağdın, şimşek gibi  çaktın?</p>
<p>Şimdi bakkal amcanın bile dediklerini 10 yıl önce “Kürt  Raporu” diye sunanları, İnsan Hakları Derneklerini, terör bölgelerinde  savaşmış askerlerle röportaj yapanları türlü türlü iftiralarla AB  maşası, Soros çocuğu, vatan haini ilan edip açık açık hedef gösterirken  birileri sesini çıkardın mı? Yoksa gidip gidip “en güvenilir köşeci”  anketlerinde onları ismini mi zikrettin?</p>
<p>Bir başka kankagil,  İzmir’de bir grup insan BDP konvoyunu taşladıktan sonra “Ahmet Türk’ün  villası da Çeşme’de, bakkalın hemen iki yanındaki pembe panjurlu beyaz  ev. Hani şu sizin paranızın yetip de oturamayacağınız o süper lüks  ev&#8230;” diye ağzından provokasyon damlaya damlaya adresini verdiğinde,  tepkin ne oldu?</p>
<p>Hiiiç&#8230; Değil mi? Hatta koştura koştura imza gününe gittin.</p>
<p>Her  şeyi bıraktım zorunlu hizmetteki doktorlar, askerler dışında bir kere  bile Van’a, Batman’a, Kızıltepe’ye, Bingöl’e, Siirt’e gittin mi?</p>
<p>Tek  bir karışını bile vermem dediğin topraklarını tanıdın mı? Bir nasılsın  demeyi öğrendin mi? Hor görmeyi, hakir görmeyi bıraktın mı?</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Sen  Kürt! Devletten beter PKK’ya daha ne kadar biat edeceksin? Kanını  canını sömüren bu düzene daha ne kadar doğrudur diyeceksin? Daha ne  kadar tek bildiğin kan revan olacak! TECE’ye vergi vermem demeye daha ne  kadar devam edeceksin? Oğlunu kızını daha ne kadar feda edeceksin?  Görmüyor musun Türkiye değişiyor! Görmüyor musun bu ülke artık susmuyor,  görüyor, gördürmeye çalışıyor gerçekleri! Daha ne kadar kendi akil  adamlarını susturacaksın, ölümle tehdit edeceksin? Daha ne kadar akan  kan senin de kanındır, attığın bombalar kendi halkına attığın  bombalardır, kırdığın döktüğün dükkanlar, meydanlar senin meydanlarındır  bilmeyeceksin? Daha ne kadar bu ülkenin “yabancısı”, “uzağı” “düşmanı”  “uyuşturucu kaçakçısı” “insan taciri” “mafya babası” “ölüm makinesi”  “teröristi” olacaksın? Sen hak ediyor musun barışı? Sen kendi iç  karanlık gerçeğinle yüzleşiyor musun? Sen kimliğinle barışık mısın da  bizim seninle barışık olmamızı istiyorsun? Sen bu ülkeye gerçek manada  sahip çıkıyor musun? Kürt’ten önce insan olabiliyor musun? Birey  olabiliyor musun? Çoluğunun çocuğunun insanca geleceği ne zaman  Kürtlüğünden önde gelecek? Türkün milliyetçiliği seni bu kadar tarumar  etmişken “bu sefer de sıra bizde, sıra Kürt milliyetçiliğinde” demek  zorunda mısın? Aynı karanlık dehlizlerden geçmek zorunda mısın? Taş atan  çocuklarından, gerillandan, töre cinayetinden ve ağıtından başka bu  dünyaya sunacağın bir şeyler olmayacak mı? Eşitimsen neden dengim de  olmuyorsun?</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ve sen Sırrı  Süreyya Önder! Sen de suçlusun! Ben sana güvendim, sana oy verdim.  Partine değil, sana verdim. Bağımsız olabilme ihtimaline verdim. Öyle  PKK baskısıyla, mahalle baskısıyla, falan değil. Kendi irademle. Ben ve  benim gibi insanlara borcun var. Ben sana kriz yarat, işi daha da berbat  et diye vermedim oyumu. Çöz diye verdim. Tanrı değilsin, peygamber  değilsin, mucize beklemek olmaz ama dışarıda gezesin, mızmızlık yapasın  diye vermedim. Ama parti, ama grup&#8230; İlgilendirmiyor beni. Mecliste  çıngar çıkarmak yerine adam gibi laf eden biri olsun diye seçtim seni.  Ve orada görmek istiyorum yüzünü, Radikal köşelerinde değil.</p>
<p><strong>Mutlu Tönbekici/ Vatan</strong></p>
<p><a href="http://haber.gazetevatan.com/kendi-cerahatinde-bogulan-bir-millet/389295/4/Haber" target="_blank">Kendi cerahatinde boğulan bir millet</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/kendi-cerahatinde-bogulan-bir-millet/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madımak ve Başbağlar&#8217;da Fail Aynı</title>
		<link>http://www.hayalist.com/madimak-ve-basbaglarda-fail-ayni</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/madimak-ve-basbaglarda-fail-ayni#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 16:21:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[başbağlar]]></category>
		<category><![CDATA[madımak]]></category>
		<category><![CDATA[sivas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1604</guid>
		<description><![CDATA[Unutulmamalıdır ki Başbağlar Katliamı&#8217;nı yapanlar Madımak Katliamı&#8217;nı yapanlardır. Eğer gerçekten Madımak ve Başbağlar hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız, önyargılarınızı bir kenara bırakıp videoları izleyin, sonra da 1993 yılında yaşanan olaylara mutlaka göz atın. Madımak Katliamı&#8217;nı anlatan, Can Dündar&#8217;ın hazırladığı “O gün” belgeseli: Başbağlar Katliamı&#8217;nı işleyen, TRT&#8217;nin hazırladığı &#8220;Faili Mechul&#8221; isimli belgesel: &#160; İlgili yazılar: Madımak’ta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Unutulmamalıdır ki Başbağlar Katliamı&#8217;nı yapanlar Madımak Katliamı&#8217;nı yapanlardır.</strong></p>
<p>Eğer gerçekten Madımak ve Başbağlar hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız, önyargılarınızı bir kenara bırakıp videoları izleyin, sonra da 1993 yılında yaşanan olaylara mutlaka göz atın.</p>
<p><strong>Madımak Katliamı&#8217;nı anlatan, Can Dündar&#8217;ın hazırladığı “O gün” belgeseli:</strong></p>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/26318277" width="320" height="240" frameborder="0"></iframe></p>
<p><strong>Başbağlar Katliamı&#8217;nı işleyen, TRT&#8217;nin hazırladığı &#8220;Faili Mechul&#8221; isimli belgesel:</strong></p>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/26316263" width="620" height="465" frameborder="0"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>İlgili yazılar:</strong></h3>
<p><a title="Madımak’ta ne oldu?" href="../madimakte-ne-oldu" target="_blank"><strong>Madımak’ta ne oldu?</strong></a> 8 Temmuz 2011<br />
<a title="Madımak’tan Ergenekon’a uzun ince bir yol: Canları kim yaktı?" href="http://www.hayalist.com/madimaktan-ergenekona-uzun-ince-bir-yol-canlari-kim-yakti" target="_blank"><strong>Madımak’tan Ergenekon’a uzun ince bir yol: Canları kim yaktı?</strong></a> 6 Ağustos 2009</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Madımak sarmalında kanlı 93</strong></h3>
<p>Madımak olayı öncesi ve sonrası Türkiye tam bir kaos yaşıyor. Her ne  kadar 1993 bir kâbus senesine dönüşmüş olsa da bunun temellerinin  1990’lardan itibaren atıldığı belirtiliyor. İddialara göre, Ergenekon  olarak ortaya çıkan yapılanma ilk değişimini 1989’da yaptı. Ardından  1999’da yeniden yapılandı. 2002’de ise 3 yıl önce hazırlanan analiz ve  yeniden yapılanmaları gözden geçirdi. Ergenekon bu vesile ile 1989’da  başlamak üzere harekete geçti. Her ne kadar somut bağlantılara ulaşılmış  değilse de çok sayıdaki terör örgütü 1990’dan başlayıp 1992’de sona  eren yeniden yapılanma sürecine girdi. Garip bir el sanki uyuyan terör  hücrelerini harekete geçirmişti. Zaten 1992’nin hemen başında yaşanan  bir dizi olayın amacı, toplumun arasına nifak sokup kutuplar  oluşturmaktı. Mesela, cezaevlerindeki çok sayıda sol örgüt mensubu sanki  kapılar ardına kadar açılmışçasına firar etmeye başladı. Emekli asker  Kemal Kayacan’ın öldürülmesi, PKK’nın eylemlerini artırarak özellikle  köy basıp masum insanları öldürmesi, 1992’nin bazı başlıkları. Bu arada  devam etmekte olan bazı illerdeki OHAL süresi uzatılıyor. Türkiye sınır  ötesi operasyon yapıyor. Aynı şekilde Kürtleri sokağa dökmek ve  Türk-Kürt çatışması çıkarmak isteyenler Kürtler için sembol bir isim  olan Musa Anter’i öldürdü. 92’de başlayan kirli tezgâh, 93’te de devam  etti. Ama asıl şekillenme 94 ve 95’te yaşandı. Madımak’ta Alevi-Sünni  çatışması çıkarmayı başaramayanlar, bu sefer Gazi Mahallesi’nde  kahvehane taradı. Lakin üzerinde durulması gereken temel yıllardan  birisi 1993. Çünkü Ergenekon’un davası için hazırlanan iddianamede  üzerinde durulan en önemli konulardan bazıları 1993’te yaşanan olaylar.  Zira uzmanlara göre Ergenekon, 1993’ü zirve yıl olarak belirlemişti.  Peki, Madımak ile bağlantılı olan 1993’te neler yaşanmıştı?</p>
<p><strong>24 Ocak 1993:</strong> Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu  evinin önünde otomobiline konan bomba ile öldürüldü. Olayın inançlı  kişiler tarafından yapıldığı söylenip Türkiye genelinde bir kampanya  sürecine gidildi.</p>
<p><strong>28 Ocak 1993:</strong> İşadamı Jak Kamhi’ye suikast düzenlendi. Kamhi yara almadan kurtuldu.</p>
<p><strong>5 Şubat 1993:</strong> ANAP İstanbul Milletvekili, eski  Maliye Bakanı Adnan Kahveci ailesi ile birlikte Bolu-Gerede’de trafik  kazası geçirerek hayatını kaybetti.</p>
<p><strong>17 Şubat 1993:</strong> Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis,  ‘uçağındaki buzlanma’ nedeniyle öldü. Resmi açıklama bu yönde olsa da  olay sonrası toplanan kanıtlar, bunun bir suikast olduğu şeklindeydi.  Eşref Bitlis özellikle Kürt meselesindeki açılımları ile gündeme gelen  bir isimdi. Suikasta dair diğer bir iddia ise Bitlis, Ergenekon  yapılanmasını ve yaptıklarını öğrenmiş, bu vesile ile öldürülmek  istenmişti.</p>
<p><strong>18 Mart 1993:</strong> PKK lideri Abdullah Öcalan’ın aldığı ateşkes kararının üzerinden 24 saat geçmeden bölgede çatışmalara devam edildi.</p>
<p><strong>17 Nisan 1993: </strong>8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal kalp yetmezliği nedeniyle öldü. Toplum Özal’ın ölümüne hep bir şüphe ile yaklaştı.</p>
<p><strong>16 Mayıs 1993:</strong> Süleyman Demirel, Türkiye  Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Demirel’den boşalan DYP  Genel Başkanlığı’na Tansu Çiller getirildi.</p>
<p><strong>23 Mayıs 1993:</strong> PKK’lı teröristler Bingöl-Elazığ  karayolunu keserek teskere almış 33 silahsız askeri şehit etti. Olay  öncesinde PKK’nın silah bırakacağı konuşuluyordu. Bu olay sonrasında 8  Haziran 1993’te Abdullah Öcalan sözde “ateşkesi” sona erdirdiklerini  açıkladı.</p>
<p><strong>24 Mayıs 1993:</strong> Bingöl-Elazığ karayolu PKK’lı teröristlerce kesildi, sivil vatandaşlar öldürüldü.</p>
<p><strong>9 Haziran 1993: </strong>Iğdır, Yüzbaşılar köyünde PKK terör örgütü mensuplarınca köy okulu ateşe verildi.</p>
<p><strong>26 Haziran 1993:</strong> Mardin’in Yeşilli ve Koyunlu köyünde PKK katliam yaptı. 8 sivil öldürüldü.</p>
<p><strong>2 Temmuz 1993:</strong> Sivas’ta Pir Sultan etkinliklerine  katılan Aziz Nesin ve bir grup aydın ve sanatçının kaldığı Madımak  Otel’i ateşe verildi. Çıkan olaylarda 37 kişi öldü.</p>
<p><strong>2 Temmuz 1993:</strong> Madımak’ta kargaşa sürerken bir başka haber Şırnak’tan geldi. Şırnak-Çelik karakolu baskını neticesinde 16 asker şehit oldu.</p>
<p><strong>5 Temmuz 1993:</strong> Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı  Başbağlar köyünde PKK ve diğer örgütlerin ortak yaptığı eylem sonucunda  33 kişi öldürüldü. Evler ateşe verildi. Bu, Madımak’ta ölen 33 Alevinin  intikamını almak için yapılan bir eylem olarak duyuruldu.</p>
<p><strong>18 Temmuz 1993:</strong> Van’ın Bahçesaray ilçesine bağlı Sündüz Yaylası’nda PKK’lı teröristlerce 14 çocuk, 8 kadın ve 4 erkek öldürüldü.</p>
<p><strong>23 Temmuz 1993:</strong> Ağrı’nın Çatallıpaşa köyü PKK’lı teröristlerce yakıldı.</p>
<p><strong>25 Temmuz 1993:</strong> Iğdır’ın Karacaören köyünde PKK’lı teröristlerce karakol baskını gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>4 Ağustos 1993:</strong> Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı  Kavakbaşı ve Yenidoğan köyleri arasında yol kesen PKK’lı teröristler,  durdurdukları iki yolcu minibüsünde bulunan 28 kişiyi kurşuna dizdi.  Saldırıda 15 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.</p>
<p><strong>14 Ağustos 1993: </strong>PKK’nın silahlı mücadeleye  başlamasının yıldönümü olan 15 Ağustos’a bir gün kala Kars’ın Digor  ilçesinde 4 bin köylü ilçe merkezinde PKK bayraklarıyla yürüyüşe geçti.  Çıkan arbedede açılan ateşler sonucunda 9 kişi öldü. 51 kişi de  yaralandı.</p>
<p><strong>20 Ağustos 1993:</strong> Şanlıurfa Suruç ve Yoğurtçu köyüne baskın yapıldı. Masum insanlar öldürüldü.</p>
<p><strong>23 Ağustos 1993: </strong>Iğdır-Sultantopu karakolu baskını neticesinde 14 asker şehit düştü.</p>
<p><strong>24 Ağustos 1993:</strong> Batman, Gercüş, Ayranlı mevkii baskınında çok sayıda sivil vatandaş öldü.</p>
<p><strong>1 Eylül 1993: </strong>Ağrı, Eleşkirt, Aşağı Kopuz köyü ilkokulu PKK’lı teröristlerce yakıldı.</p>
<p><strong>4 Eylül 1993:</strong> Batman’da yapılan saldırı sonucunda  DEP Milletvekili Mehmet Sincar ile Batman İl Yönetim Kurulu Üyesi Metin  Özdemir öldürüldü. Olay bölgeyi yeni bir kaosa sürükledi. Çünkü işin  içinde bu sefer JİTEM’in tetikçilerinin adı geçiyordu.</p>
<p><strong>7 Eylül 1993:</strong> Iğdır, Evci köyü ilkokulu PKK tarafından yakıldı.</p>
<p><strong>11 Eylül 1993:</strong> Iğdır, Çakırtaş köyü ilkokulu yakıldı.</p>
<p><strong>25 Eylül 1993:</strong> Van-Kanalga karakolu baskını neticesinde 12 asker şehit düştü.</p>
<p><strong>29 Eylül 1993:</strong> Batman, Kozluk, Beşkonak köyü, Serikan mezrasında PKK katliamı sonucunda 2 çocuk, 4 kadın ve 1 erkek vatandaşımız öldürüldü.</p>
<p><strong>2 Ekim 1993:</strong> Kahramanmaraş, Elbistan, Sevdilli köyü, Ofalar mezrasında PKK’lı teröristlerce otobüs tarandı. 10 kişi öldü.</p>
<p><strong>4 Ekim 1993:</strong> Siirt, Şirvan, Daltepe köyünde PKK katliam yaptı. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 23 kişi öldürüldü.</p>
<p><strong>7 Ekim 1993:</strong> Tunceli, Pertek, Pınarlar köyünde PKK katliamı sonucunda 4 öğretmen şehit edildi.</p>
<p><strong>16 Ekim 1993:</strong> Kars, Kağızman, Keşişkuran köyü ilkokulu PKK tarafından yakıldı.</p>
<p><strong>18 Ekim 1993: </strong>Kars, Kağızman, Günindi köyü ilkokulu teröristlerce yakıldı.</p>
<p><strong>19 Ekim 1993:</strong> Şanlıurfa’da bir yolcu otobüsü PKK tarafından yakıldı.</p>
<p><strong>22 Ekim 1993:</strong> Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı  Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Diyarbakır Lice Asayiş Bölük Komutanlığı  binası önünde silahlı saldırı sonucu şehit oldu.</p>
<p><strong>22 Ekim 1993:</strong> Siirt, Baykan, Derince mezrasında PKK tarafından çoğu çocuk 22 kişi öldürüldü.</p>
<p><strong>25 Ekim 1993:</strong> Erzurum’un Çat ilçesine bağlı Yavi  beldesine baskın düzenleyen PKK’lı teröristler, vatandaşları bir  kahvehaneye toplayıp propaganda yaptı. Ardından açılan ateş sonucunda 35  kişi ölürken 50 kadar kişi de yaralandı.</p>
<p><strong>25 Kasım 1993:</strong> Şırnak, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu civarına PKK’nın mayın döşenmesi sonucu 2 çocuk hayatını kaybetti.</p>
<p><strong>31 Aralık 1993:</strong> Abdullah Öcalan, ABD ve AB’nin önde  gelen devlet ve hükümet başkanlarına açık bir mektup göndererek yeni bir  sözde ateşkes ilan etmek istediğini bildirdi.</p>
<p><strong>17 Aralık 1993:</strong> Iğdır, Hakveyiş Köyü Sağlık Ocağı, PKK tarafından yakıldı.</p>
<p><strong>29 Aralık 1993:</strong> Mardin Kılavuzköy Jandarma  Karakolu’nu basan teröristler, 12 askeri şehit etti. Savur ilçesinde ise  devriye gezen iki polis teröristlerce şehit edildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/madimak-ve-basbaglarda-fail-ayni/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Öz&#8217;den Müthiş Kola, Gazoz, Şeker ve Tatlandırıcı Anlatımı</title>
		<link>http://www.hayalist.com/mehmet-ozden-muthis-kola-gazoz-seker-ve-tatlandirici-anlatimi</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/mehmet-ozden-muthis-kola-gazoz-seker-ve-tatlandirici-anlatimi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 09:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[gazoz]]></category>
		<category><![CDATA[gıda hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kola]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Öz]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlandırıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1580</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Öz&#8217;den Müthiş Kola, Gazoz, Şeker ve Tatlandırıcı Anlatımı Gıda Hareketi vasıtasıyla&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Öz&#8217;den Müthiş Kola, Gazoz, Şeker ve Tatlandırıcı Anlatımı</p>
<p><iframe src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xjuapn" width="620" height="496" frameborder="0"></iframe></p>
<p><a href="http://www.dailymotion.com/gidahareketi" target="_blank">Gıda Hareketi vasıtasıyla&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/mehmet-ozden-muthis-kola-gazoz-seker-ve-tatlandirici-anlatimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madımak&#8217;ta ne oldu?</title>
		<link>http://www.hayalist.com/madimakta-ne-oldu</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/madimakta-ne-oldu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 09:08:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[madımak]]></category>
		<category><![CDATA[sivas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1563</guid>
		<description><![CDATA[Haşim Söylemez&#8217;in Aksiyon dergisinde yayınlanan &#8220;Önce vurdular sonra yaktılar&#8221; haberi ve Hilal Kaplan&#8217;ın &#8220;Madımak&#8217;ta ne oldu?&#8221; isimli köşe yazısı aşağıda&#8230; Önce vurdular sonra yaktılar HAŞİM SÖYLEMEZ Sayı: 865 / Tarih : 04-07-2011 Madımak’ın karanlık yüzü giderek aydınlanıyor. Olayda devletin kontrolündeki tüm örgütler yer alıyor. Tanık ifadelerine göre de otelin içinde 13 kişi silahla vurulduktan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><img class="alignleft size-medium wp-image-1602" style="margin-right: 10px;" title="Madımak Katliamı" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2011/07/madimak_olayi-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></span></p>
<p><strong>Haşim Söylemez&#8217;in Aksiyon dergisinde yayınlanan &#8220;Önce  vurdular sonra yaktılar&#8221; haberi ve Hilal Kaplan&#8217;ın &#8220;Madımak&#8217;ta ne oldu?&#8221;  isimli köşe yazısı aşağıda&#8230;</strong></p>
<h3></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;">Önce vurdular sonra yaktılar</span></h3>
<p><a href="http://aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-29863-26-once-vurdular-sonra-yaktilar.html" target="_blank">HAŞİM SÖYLEMEZ </a><br />
Sayı: 865 / Tarih : 04-07-2011</p>
<p><em><strong>Madımak’ın  karanlık yüzü giderek aydınlanıyor. Olayda    devletin kontrolündeki tüm  örgütler yer alıyor. Tanık ifadelerine göre    de otelin içinde 13 kişi  silahla vurulduktan sonra yakıldı. Kurşun    isabet edenlerden birisi de  sanatçı Hasret Gültekin’di.</strong></em></p>
<p>Tarihe ‘Kanlı 2 Temmuz’ ve  ‘Acı Madımak’ olarak geçen 2 Temmuz  1993’teki Sivas olaylarında devlet  görevlilerinin büyük ihmali olduğu  bugün daha net anlaşılıyor. Olay  çıkaran gruba müdahale etmede yetersiz  kalan valilik, ilçelerden ve  civar illerden takviye ister. Çok ilginç,  yardım istenen yerlerden biri  epey uzaktaki Bolu’dur. Tokat  Emniyeti’nden 20, Kayseri’den 31 polis  Sivas’a gelirken, Jandarma  Komutanlığı’ndan da 20 acemi er gönderilir.  Polis kayıtlarına göre  Sivas’ta o gün görev yapan (takviye kuvvetlerle  birlikte) 454 personel  vardır. Aksiyon’un 764. sayısındaki ‘Madımak’tan  Ergenekon’a uzanan ince  bir yol: Canları kim yaktı?’ başlıklı haberde  olayın farklı yönleri ilk  kez ortaya çıkarılmıştı. Çünkü o tarihe kadar  ‘İslamcılara’ mal edilen  olayın arkasında çok sayıda örgütün olduğu  tespit edilmişti. Bu kez,  2009’daki dosyanın eksik parçalarını  tamamlarken, yeni ayrıntılarla  fotoğrafı da tamamlıyoruz. Örneğin  yardım istenmesine rağmen Sivas’a  civar illerden gelen takviye  kuvvetler (polis ve asker) şehre girmemiş,  zamanı çevredeki boş  arazilerde geçirmiş.</p>
<p>Sivas Emniyeti ve Erzurum Cumhuriyet  Savcılığı iki yıl önce Madımak  dosyasını tekrar açarak incelemeye aldı.  Bu süreçte çok önemli deliller  ortaya konulurken yeni ayrıntılar  tespit edildi. Savcılık ve Emniyet  delil niteliğinde olabilecek 40  görüntüyü incelemeye alıp 10 kişiyi  tanık olarak dinledi. 2 Temmuz’da  otelin içinde kalan 13 kişinin silahla  vuruluğu tanıkların ağzından  yeni bilgi olarak ortaya çıkarıldı.  Vurulanlar arasında sanatçı Hasret  Gültekin de var. 2 Temmuz’da Sivas’ta  yaşananlar bir organize işti ve  karanlık eller oteldeki şahısları önce  vurdu, sonra da yaktı. Bu detaya  geçmeden, o gün Sivas’ta kimler vardı  ona bakalım.</p>
<p>Madımak  olayı, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü soruşturmasında da  gizli  tanıkların ağzından anlatılıyor. Mahkeme heyetine sunulan 3.   İddianame’de olaya geniş yer veriliyor. Bunun dışında hem Sivas Emniyeti   hem de istihbarat birimlerinin ulaştığı ayrıntılar var. Her şeyden   önce, 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olay, tek başına bir grubun değil,   adeta bir konsorsiyumun işi. Yapılan bazı tespitlere göre, Madımak’ta   ‘dinci’ olarak tabir edilen grupların yanı sıra ‘derin Aleviler’ ile   PKK’nın da parmağı vardı. Diğer bir iddiaya göre, adı Akın Birdal   suikastı ile duyulmaya başlanan Türk İntikam Tugayı (TİT) da o gün   Sivas’taydı. Daha önce Banaz’da kutlanan Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin   Sivas’a alınması da başlı başına bir zafiyet. Bunu kim istemişti? Bir   tanık, bunun dönemin Kültür Bakanı ve Başbakanı’nın bilgisi dâhilinde   gerçekleştirildiğini ileri sürüyor. Ankara’nın olaydan tümüyle haberdar   olduğunu aktaran tanık, mahkeme aşamasında isimleri açıklayacağını   söylüyor. Çünkü Banaz’da çıkacak muhtemel kargaşa ve olayların önlenmesi   daha kolay olabilirdi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Murtaza   Demir ve adı program sunucusu olarak geçen Ali Balkız (eski Alevi   Bektaşi Federasyonu Başkanı), etkinliklerin Sivas’ta olması için öncülük   etmişti. O tarihlerde tartışılan ‘Aziz Nesin programa davet  edilmeseydi  olaylar yaşanır mıydı?’ sorusu da doğrusu çok ehemmiyetli  değil. Zira  Nesin kitaplarını imzalarken, konuşma yaparken hiçbir olay  yaşanmaz.  Görüntülerde yapılan tespitler ve 2 Temmuz’dan sonra yaşanan  bazı  olaylar dikkate alındığında Madımak’ın organize bir şekilde  yakıldığı  ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>13 kişi otelde kurşunlandı</strong></p>
<p>Elde  edilen verilere göre sanki gizli bir el veya eller, olayı örtbas  etmek  için gayret içine girmiş. Olayda hayatını kaybedenlere dair  sağlıklı  otopsi raporları hazırlanmış değil. Yangında kimin nasıl öldüğü  tam  olarak bilinmiyor. Otopsi raporları ortada yok. Asıl kilit nokta   burası. Çünkü savcılık kayıtlarına intikal eden ve otelde bulunan bir   tanığın anlattığına göre, yangından önce içeride 25-30 kez silah sesi   duyuldu. İçeri giren bir grup rastgele insanlara ateş etti. Silahla   vurularak ölenlerin sayısı sadece 13’tü. Daha sonra otelin perdeleri   ateşe verildi ve bunun üzerine alevler alttaki lokantaya sıçradı. Tanık,   sanatçı Musa Eroğlu’nun silahından çıkan kurşunlarla bazı kişilerin   vurulduğu iddialarına kesin bir cevap vermiyor. Ancak Eroğlu’nda tabanca   olduğunu ve bunu gördüğünü aktarıyor. Dönemin emniyet yetkililerinin   ise olay yerinden topladığı kovanları balistik incelemeye göndermeden   imha ettiği ileri sürülüyor. Böylece kurşunların hangi tabancalardan   çıktığı bilgisi gizlenmiş oluyor.</p>
<p>Yeni ulaşılan ayrıntılardan  biri, olaydan bir gün önce şehre gelen 10  kadar otobüs ve içindekilerle  ilgili. 30 Haziran akşamı Sivas’a Malatya  üzerinden gelen gizemli bir  başka otobüsün varlığı ortaya çıkarıldı.  Bir sendika adıyla gelen  otobüs aslında Diyarbakır’dan yola çıkarak  Sivas’a gelmişti. İşte bu  otobüsün akıbeti bilinmiyor. Diyarbakır’dan  gelen otobüste JİTEM  mensupları ve itirafçılar bulunduğu iddialar  arasında. Tamamı sivil  giyimli ve silahlıydı. Bu kişilerin olaylar  sırasında hangi görevde yer  aldıkları hâlen savcılıkça soruşturuluyor ve  kimlik tespitleri için  çalışılıyor. Lakin ‘Doğu kökenli’ denilen ve  Sivas’ta birden ortaya  çıkan kişiler daha çok PKK itirafçılarına işaret  ediyor. Bu, 1993’teki  Diyarbakır JİTEM Komutanlığı’na sorulması gereken  bir konuydu; ama  sorulmadı. İddiaya göre Hasret Gültekin, Nesim Çimen,  Metin Altıok  başta olmak üzere 13 kişi otelde vuruldu. Otele girenler  arasında bir  yüzbaşı ile birlikte iki itirafçı vardı.</p>
<p><strong>‘Devletin örgütleri’ oradaydı</strong></p>
<p>Madımak’ta  oldukları kesinleşmiş örgütler mevcut. Bunları direkt  olarak o dönemde  derin devlet ile birlikte hareket eden ve onlarla  çalışan örgütler  olarak değerlendirmek mümkün. Bunların başında  kendilerini Anadolu  Federe İslam Devleti (AFİD) olarak tanımlayan grup  geliyor. Zaten polis  kayıtlarına göre, Madımak’ı ateşe verenler arasında  tespit edilen AFİD  mensupları var. Bu eldeki görüntülerle tespit  edilmiş durumda. Ancak  asıl tahrikçilerin yurtdışında olduğu  belirtiliyor. Ateşe odun taşıyan  ‘dinci’ kisveliler sadece AFİD  mensupları değildi. Malatya’dan gelenler  de vardı. Görüntülere göre, bu  insanlar Kültür Merkezi önündeki  Atatürk büstünü kırıp Pir Sultan Abdal  heykelini indirenleri de  yönlendiriyordu. Kendilerine Türkiye İslam  Hareketi (TİH) adını veren  bu grup, yeraltı faaliyetlerine, ilginçtir,  1991–92 yıllarında  başlıyor. 1992’de Kömürhan Köprüsü yakınlarında  yaptıkları toplantıdan  sonra silah alımına başladıkları ve eylemler için  hazırlık yaptıkları  belirtiliyor. Yandaşlarına silah eğitimi veren  grubun 2 Temmuz’da  Sivas’a geldiği ifade ediliyor. Bu grup ile ilgili  ayrıntılı bilgiler,  tuhaf bir şekilde Hizbullah’a yönelik operasyonda  ortaya çıkıyor. 17  Ocak 2000’de İstanbul’da Hizbullah’a yönelik  operasyonda ele geçirilen  dokümanlar arasında TİH’in yapılanmasına dair  bilgilere ulaşılıyor.  Madımak olaylarında bulunduğu ileri sürülen diğer  bir örgüt ise  Tevhid-Selam (Kudüs Ordusu). İstihbarat kaynaklarına göre,  ‘Müslüman  Kamuoyuna’ diye başlayan bildirilerde bu örgütün de payı  vardı.  Bildiri, Sivas’ı karıştırmak için gelen ‘dinî motifli’ örgütlerce   dağıtılmasını sağlamak için bir gruba bilerek mal edilmemişti ve   AFİD’in söylemine yakın olsa da Tevhid grubunun jargonuna da uyuyor.   Örgütün adı Uğur Mumcu suikastı (1993) ve Prof. Dr. Muammer Aksoy’un   öldürülmesinde de (31 Ocak 1990) gündeme gelmişti. Aslında tam bir   naylon terör örgütü modeli. Çünkü ciddi bir geçmişi ve altyapısı yok.   Aynı yapı, 1997’de Sincan’daki ‘Kudüs Gecesi’nde ortaya çıktı. Şüphesiz   bu gece, 28 Şubat’a giden sürecin son fişeği oldu. Türk İntikam Tugayı   (TİT) rumuzlu bildiriler 1993’e gelindiğinde artar. TİT bu süreçte   Sivas’ı da es geçmez. 2 Temmuz öncesinde “Kimse Türk’ün onuruyla   oynayamaz” minvalinde bir bildiri bırakılır. TİT’in Sivas’a olan ilgisi   1993 ile sınırlı değildir. Ne zaman Sivas karıştırılmak istenirse TİT   tuhaf bir mesajla ortaya çıkar. Aynı süreç 2007’de de yaşanıyor.   Sularbaşı Mahallesi’nde bulunan bir lokantaya TİT imzalı tehdit içerikli   bir bildiri bırakılıyor. Özel Yetkili Savcının tespit ettiği bu   TİT’çinin ismi ise Garip İrfan Torun. Bu şahıs eski Özel Harekâtçı ve   Ergenekon sanığı İbrahim Şahin ile irtibatlı. Savcılar şimdi bu şahsın   Madımak ve İbrahim Şahin üzerinden ilişkisini araştırıyor.</p>
<p>Madımak’ta  sadece ‘yobazlar’ ve ‘faşistler’ yok elbet. ‘Derin  Aleviler’ de iş  başındadır. Militanlarının neredeyse tamamı Alevi  kökenli olan  DHKP-C’nin (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi)  Madımak’ta izine  rastlanıyor. Polis kayıtlarına göre, olayları provoke  edenler arasında,  daha sonra örgütün değişik zamanlarda düzenlediği  gösteri ve  eylemlerde yer alanlar bulunuyor. Mesela 1 Temmuz’daki basın   açıklamasında yer alan Songül Koçyiğit’ o dönemde DHKP-C’nin kır milisi   olarak tabir edilen dağ kadrosunun önemli isimlerinden biriydi. Lütfiye   kod adlı Koçyiğit 2004’te Tokat kırsalında yapılan bir operasyonda   öldürüldü. Koçyiğit ile birlikte 5 kişi daha 2 Temmuz’da Madımak’ın   önündeydi. 19 Şubat 1993’te Murat Gül ve Semih Genç (Dev-Sol) ile   birlikte TİKKO üyesi Halil Çakıroğlu, Ali Gülmez ve Süleyman Şahin,   Sağmalcılar Cezaevi’nden kaçar. Bu grup, direkt Sivas kırsalına gider.   DHKP-C’nin bu dönemde bölgede faaliyet yürüten üyeleri Mustafa Aktaş ve   Mete Nezih Altınay’dır. 2 Temmuz’da Sivas’a inen bu şahısların   eylemlerde yer aldıkları istihbarat birimlerince tespit ediliyor.   Yapılan tuhaf bir operasyonla 30 Ocak 1996’da Mustafa Aktaş ve Mete   Nezih Altınay ile birlikte 7 kişi öldürülür. Konu Ergenekon   iddianamelerine de yansıyor.</p>
<p>Olay öncesinde halk arasında bir  söylenti de alttan alta yayılır.  Kırsalda Alevi kökenli bazı örgüt  militanlarının öldürüldüğü söylenir.  Hatta dört kişi için sembolik  cenaze merasimi dahi düzenlenir. Ancak  öldü denilenlerin Madımak  yakılırken olay yerinde oldukları da gözden  kaçmaz. Şimdi bu şahısların  4 PKK’lı militan olduğu ortaya çıktı. Çünkü  otelin yakılması sırasında  bunların varlığı artık tespit edilmiş  durumda. Bulunanlardan biri de  Ziya Halis’in akrabası Alişer kod adlı  Yücel Halis’tir. Halis, o  dönemde Sivas-Tokat kırsal sorumlusu olarak  görev yapıyor. 2 Temmuz  günü Yücel Halis’in olayları provoke edenler  arasında olduğu tespit  ediliyor. Halis, en son Dağlıca operasyonu  sonrasında PKK’lılarca  alıkonulan askerlerin teslim edilmesinde ortaya  çıkan biri. Bu arada 30  Haziran günü güvenlik birimlerinin bir kısmı  şehir dışındaydı” iddiası  da doğru değil. Çünkü o tarihte o bölgenin  kırsalında ne jandarma ne  de polis kayıtlarında bir operasyon görünüyor.  Aynı gün sadece Şırnak  bölgesinde bir operasyon vardır. Teröristlerce  Çelik karakoluna yapılan  baskında 16 asker şehit düşer.</p>
<p><strong>BANAZ’A ‘GİDELİM’ DEDİM, ALİ BALKIZ, MURTAZA DEMİR VE ARİF SAĞ KARŞI ÇIKTILAR</strong></p>
<p>2  Temmuz şenliklerinde konuşmacılar arasında yer alan Hüseyin   Gülkanat’ın anlattıkları bazı ayrıntıları açığa çıkarıyor. Sivas Cem   Vakfı üyesi olan Gülkanat bir dönem de Ulaş Belediye Başkanlığı görevini   yürüttü. Madımak olayının birinci tanıklarından biri.</p>
<p>-2 Temmuz’da Sivas’ta tertip komitesinde miydiniz?</p>
<p>Ben  hem konuşmacıydım hem tertipçiler arasındaydım. 2 Temmuz’da  devletin  ihmali ile birlikte programı hazırlayanların da ihmali var. Ali  Balkız  ile Murtaza Demir olayı tertiplemişlerdi.  Zara eşrafından  dönemin DYP  İl Başkanı Şükrü Çataltepe beni çağırıp uyardı. Kendisi uzak   mahalledeki bir camide namaz kılmış ve orada bildiriler dağıtan   insanlar görmüş. ‘Burada olay çıkacak, siz etkinliğinizi Banaz’a   taşıyın’ dedi. Perşembe günü saat 13.30’da küçük oğlumla otele gittim.   Arif Sağ sazınıayarlıyordu. Oğlum, Hasret Gültekin’in yanına gidip saz   çalışını izlemeye başladı. Ben Ali Balkız, Murtaza Demir ve Arif Sağ’a   Sivas’ta sevilen, sözüne itibar edilen birisinin  ‘Sivas’ta olmamızın   bize zarar getireceğini’ söylediğini aktardım. Arif Sağsazını silah gibi   kaldırıp ‘bununla karşı koyarım’ dedi.  Murtaza Demir ve Ali Balkız da   Banaz’a gitme durumumuz olmaz dediler. Hatta Balkız bana ‘bize yönelik   bir şey olursa en az 300 kişinin boynuzu kırılır’ diyerek teklifimi   reddetti. Malum olay oldu ve Sivas’ın tarihi karanlık oldu. Balkız bunu   inkâr eder ama Murtaza daha sonra bana gelip ‘keşke seni dinleseydik’   dedi. Yaşanılanlar organize bir olaydı ve devletin bütün birimlerinin   bundan haberi vardı.</p>
<p>-Ali Balkız’ın güvendiği bir şey mi vardı?</p>
<p>Ben  size ipucu verdim. Artık gerisi size kalmış. Kimse kendisini   kandırmasın. Sivas’ta o gün inançlı, inançsız her türlü fraksiyondan,   tipten insan vardı. Hatta ankesörlü telefonda doğu şivesiyle konuşan   birisini yakaladım, karşıdakine ‘fitil ateşlendi, en az 300 kişi ölür’   diyordu. Gömleğinden tutmuştum, gömlek yırtılınca elimden kaçmayı   başardı. Bu Alevilere karşı bir olay değildi. Bu konuda çok araştırma   yaptım. Ama o gün şenliğin Sivas’ta olması birçok olaya bilerek zemin   hazırlamıştı.</p>
<p>-Madımak’ın yakılmasında sağ-sol hem de Kürtçü örgütlerin adı geçiyor. Siz o gün böyle bir şeye tanık oldunuz mu?</p>
<p>Ben  68 kuşağından birisiyim. Ne yazık ki o gün bütün örgütler  Sivas’ta  vardı. Sağ-sol fark etmez, herkes vardı. Bu bir organizasyondu  çünkü.  Örgütler devlet tarafından organize edilip Sivas’a gönderilmişti.  Bazı  Aleviler de işin içindeydi. Hep beraber Sivas’ın başına çorap  ördüler.  Sarhoş Hamit diye biri vardı. O da olayları görünce kalabalığın  arasına  karışmıştı. Onu da ‘İslamcı’ diye aldılar. Hâlen içeride.   ‘Vekillerimiz Azimet Köylüoğlu ve Ziya Halis, Sivas’a niye   gelmemişlerdi?’ sorusu bence çok önemli. Ben olaylar daha henüz   başlamışken bizim parti SHP dâhil olmak üzere, İnsan Hakları Derneği,   Sivas’ta ne kadar parti ve dernek varsa hepsinin kapısına gittim yardım   toplamak için. Ama herkes kapısına kilit vurmuş ve sanki olayları   biliyormuşçasına ortadan kaybolmuştu. Biz o gün otelin önüne çıkıp   insanları teskin edebilirdik. Ama herkes haber almışçasına kaçmıştı.   Otel’e girdim, ortalıkta kanlar vardı. Silahlar patlamıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><strong>Madımak&#8217;ta ne oldu?*</strong></span></h3>
<p><a title="Hilal Kaplan / Yeni Şafak" href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=28058&amp;y=HilalKaplan" target="_blank">Hilal Kaplan / Yeni Şafak</a></p>
<p><span>Aziz Nesin&#8217;in, 26 Mayıs 1993&#8242;te, Hz.  Peygamber ve eşlerine &#8220;kurgusal olarak küfreden&#8221; Şeytan Ayetleri  romanının tercümesini Aydınlık dergisinde tefrikalar halinde yayınlamaya  başlaması Türkiye kamuoyunda büyük infial yaratmıştı. Ancak nedense,  Pir Sultan Abdal Şenlikleri gibi, bir &#8220;pir&#8221;in adıyla özdeşleşen bir  etkinliğe dönemin Sivas Valisi tarafından davet edilmesi uygun  görülmüştü.</span></p>
<p><span> Şenliklerin başlangıcı olan 2 Temmuz 1993, bir Cuma gününe denk  geliyordu. Namaza gelen cemaate üzerinde &#8220;Müslüman kamuoyuna&#8221; yazan bir  bildiri dağıtılmıştı. İmzasız olan bu bildiride &#8220;Gün, küfürlerin  hesabının sorulma günüdür&#8221; yazıyordu. Namaz sonrası 1.000 kişilik bir  kalabalık &#8220;Vali istifa&#8221; sloganlarıyla Hükümet Konağı&#8217;na doğru yürüyüşe  geçti. Atılan slogan bir süre sonra yerini &#8220;Sivas, Aziz&#8217;e mezar olacak&#8221;a  bırakmıştı. Vali İçişleri Bakanı&#8217;nı bilgilendirdiyse de gerekli önlem  alınmadı. Kalabalık, şenliğin gerçekleştiği kültür merkezine  yönlendirildi. İçerideki grupla göstericiler arasında taşlı sopalı kavga  çıktı. Bir ara Emniyet Müdürü&#8217;nün polis telsizine yansıyan sorusu  duyuldu: &#8220;Nerde kaldı bu askerî birlikler?&#8221;</span></p>
<p><span> Dönemin belediye başkanı kalabalığa yönelik &#8220;Dağılın&#8221; çağrısında  bulundu. Çağrı karşılık bulmuş, kalabalık dağılmaya başlamıştı. Ancak ne  olduysa &#8220;birileri&#8221; dağılmaya yüz tutan grupları yoldan çevirip  Madımak&#8217;a doğru yönlendirdi. Madımak&#8217;ın çevresindeki 5.000 göstericiye  karşılık sadece 500 kolluk gücü vardı. Slogan bu sefer de değişmişti:  &#8220;Kahrolsun laiklik!&#8221;.</span></p>
<p><span> Otel taşlanmaya başlandı. Aziz Nesin, bu sırada Başbakan Yardımcısı  Erdal İnönü&#8217;yle telefonda görüşüyordu. İçeridekiler &#8220;Bizi kurtarmaya  gelecekler&#8221; umuduyla beklerken, kurtarmaya gelen kimse yoktu. Yerinden  sökülen Pir Sultan Abdal heykeli iplerle meydana taşınıp parçalandı.</span></p>
<p><span> Vali, saat 19.00&#8242;da dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş&#8217;le  telefonda konuştu. Güreş, &#8220;Bunlar kara yobazdır. Bunları hemen  temizleyelim&#8221; dedi ve askerlerinin emrinde olduğunu söyledi. Vali, bunu  kendisine değil, yanında bulunan Jandarma Tugay Komutanı&#8217;na söylemesini  istedi. Telefonu alan tugay komutanı &#8220;Baş üstüne&#8221; diyerek telefonu  kapattı. Sonradan Doğan Güreş&#8217;in tugay komutanına &#8220;Senden Aziz Nesin&#8217;i  sağ istiyorum&#8221; dediği öğrenilecekti&#8230; </span></p>
<p><span> Askerî birlikler gelmişti. Fakat ne hikmetse Madımak civarı hariç her  yere konuşlanmışlardı. Herhangi bir tehlike altında olmayan cadde ve  dükkanları koruyorlardı. Bir birlik göstericilerin arasına girmeye  çalıştı ama &#8220;beceremedi&#8221;. Askeri birlik geri çekilir çekilmez, saat  19.50&#8242;yi gösterdiğinde, Madımak&#8217;ın önündeki arabalar ateşe verildi.  Alevlerin oteli sarması uzun sürmedi. Kalabalıkta &#8220;Allah&#8217;ım bu senin  ateşin&#8221;, &#8220;Cehennem ateşi işte&#8221; diyenler vardı. Birden &#8220;Müslüman Türkiye&#8221;  sloganı atılmaya başlandı. Madımak&#8217;ta kalan bir grup hava borusundan  geçerek BBP ilçe teşkilatının binasına sığınmaya çalıştı. Önce  kendilerine saldırmaya hazır bir grupla karşılaştılarsa da sonradan yine  bir partili onları içeri alarak kurtulmalarını sağladı. Aziz Nesin ise,  ölümle yüz yüze gelmesine rağmen &#8220;Öyle bir biçimde öleyim ki korkmuş,  sinmiş bir adam olarak görünmeyeyim&#8221; diye endişe ediyordu.</span></p>
<p><span> Neyse ki bir itfaiye aracı otelin arka tarafından Aziz Nesin ve Lütfü  Kaleli&#8217;yi çıkarmayı başardı. Ancak çıkanın kim olduğunu anlayan itfaiye  eri, yangın merdiveninden oturarak inecek kadar bitkin düşmüş olan  Nesin&#8217;i aşağıya ulaştığında bileğinden tutup yere fırlattı. Aziz Nesin&#8217;i  tanıyan bazılarıysa tekme ve tokatlarla saldırdı. Aziz Nesin&#8217;i linç  etmeye çalışan güruhtan bir komiser kurtardı ve hastaneye  ulaştırılmasını sağladı. </span></p>
<p><span> Otelin yanmasının ardından bir grup gösterici yine Hükümet Konağı&#8217;na  yöneldi. Jandarma alay komutanı 18 erden oluşan bir ekip gönderip  Vali&#8217;yi kurtardı. Havaya ateş açıp göstericileri yararak Hükümet  Konağı&#8217;na ulaşan jandarma,  ne hikmetse Madımak&#8217;ın önüne ulaşamamıştı.  Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü&#8217;nün olaydan sonra söylediği gibi asker  çağrılmasına rağmen olaya müdahale etmemişti. </span></p>
<p><strong> Sivas Katliamı&#8217;nın ardından Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü  görevinden alındı. Asker ise kendi içinde soruşturma yaptı ve kimseyi  suçlu bulmadı&#8230; </strong></p>
<p><span> Olayın ardından yargılanan sanıkların hiçbirisi olay günü içeri  alınmamıştı. İsimleri önce Cumhuriyet gazetesi ve Aydınlık dergisinde  geçen sanıklar; aynı gün ev ya da iş yerlerinden gözaltına alınmıştı.  İçlerinde olay günü Sivas&#8217;ta olmayan bile vardı. Türkiye tarihinin en  çelişkili davalarından biri görüldü. Sanıklar hakkında verilen idam  cezası sonradan hapse çevrildi. </span></p>
<p><strong> Sivas Katliamı, apaçık bir derin devlet operasyonuydu. Taşlar özenle  yerleştirilmiş, fitil &#8220;şartlar olgunlaşınca&#8221; ateşlenmişti. Aziz Nesin,  bu &#8216;operasyon&#8217;a bilmeden alet olan bir &#8220;piyon&#8221;du. Sonuçta 35 can  verildi&#8230;</strong></p>
<p><span> Derin devlet, daha önce Maraş ve Çorum&#8217;da başardığını Sivas&#8217;ta da  başarmıştı. Bu &#8220;başarı&#8221;yı mümkün kılan en önemli unsursa kolayca  manipüle edilip yönlendirilebilen &#8220;hassas&#8221; kitlelerdi. Bu yüzden derin  devlet operasyonlarına &#8220;insan kaynağı&#8221; olarak katkıda bulunan toplumsal  psikolojiyi mahkûm etmediğimiz sürece geçmişle yüzleşmemiz mümkün  olmayacak. Sivas katliamını bir tür &#8220;Sünni düşmanlığı&#8221;na payanda yapmak  ne kadar yanlışsa; bu katliamı &#8220;organize işler bunlar&#8221; deyip geçiştirmek  de o kadar eksiktir. Bana sorarsanız, bu iki tip refleks de derin  devlet ve ona yakınlık besleyen çevrenlerin arzusu dahilindedir. Şerden  hayr çıkmasına vesile olmak ise çok daha büyük sorumluluk gerektirir.</span></p>
<p><span> Bu yüzleşmeyi yapmayı sadece kaybedilen 35 cana değil; &#8220;Canlarınız,  mallarınız ve namusunuz da mukaddestir, her türlü tecavüzden  korunmuştur&#8221; diyen Hz. Peygamber&#8217;e de borçlu olduğumuza inanıyorum. Bu  mel&#8217;un hadise sebebiyle zarar gören herkesin acısını içtenlikle  paylaşıyorum.</span></p>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/26318277" width="320" height="240" frameborder="0"></iframe></p>
<p><span><em>*Yazıdaki bilgilerin bir kısmı Can Dündar&#8217;ın &#8220;O gün&#8221; belgeselinden alınmıştır.</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/madimakta-ne-oldu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Hürdür Elbette&#8230;</title>
		<link>http://www.hayalist.com/insan-hurdur-elbette</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/insan-hurdur-elbette#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 11:25:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1504</guid>
		<description><![CDATA[Dinde zorlama yoktur, insan hürdür elbette. İster dünyada pişer, ister ahirette! Necip Fazıl Kısakürek]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-1411" style="margin-right: 10px;" title="Necip Fazıl Kısakürek" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2009/09/necip-fazil-kisakurek-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" />Dinde zorlama yoktur, insan hürdür elbette.</strong><br />
<strong>İster dünyada pişer, ister ahirette!</strong></p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/insan-hurdur-elbette/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayattaki En Önemli Hakikat</title>
		<link>http://www.hayalist.com/hayattaki-en-onemli-hakikat</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/hayattaki-en-onemli-hakikat#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 09:42:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1439</guid>
		<description><![CDATA[Farklı değerleri ele alarak yapılan bir kişilik dersi var, biraz değiştirdim: İmanımızı “1” farz edelim. Sağına bir “0” ekleyelim ve bu namaz olsun. Yaptığımız farzlar, iyilikler, yardımlar, güzel huylar, ibadetler vs. de eklenen diğer “0”lar olsun. “0”lar çoğaldıkça değerimiz de yükselecektir. Fakat en baştaki “1” çektiğimizde, sadece “0”lar kalacaktır. İman yoksa bir kalpte, gerisinin bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-1488" style="margin-right: 10px;" title="namaz" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2011/06/namaz-e1309778085138-300x192.jpg" alt="" width="300" height="192" />Farklı değerleri ele alarak yapılan bir kişilik dersi var, biraz değiştirdim:</strong></p>
<p>İmanımızı “1” farz edelim. Sağına bir “0” ekleyelim ve bu namaz olsun. Yaptığımız farzlar, iyilikler, yardımlar, güzel huylar, ibadetler vs. de eklenen diğer “0”lar olsun. “0”lar çoğaldıkça değerimiz de yükselecektir.</p>
<p>Fakat en baştaki “1” çektiğimizde, sadece “0”lar kalacaktır. İman yoksa bir kalpte, gerisinin bir değeri yoktur. Yaptıklarımızı Allah için yapmıyorsak, yapılan bir hiçtir. Çünkü sadece bu kısa dünyada bir süre değeri olur ve sonra bir hiç olur.</p>
<p><strong>&#8220;Hayatta en büyük hakikat imandır, imandan sonra namaz gelir&#8230;&#8221;<br />
</strong>Bediüzzaman Hazretleri</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/hayattaki-en-onemli-hakikat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmani Bakış ile Siyasi Ölçüler</title>
		<link>http://www.hayalist.com/imani-bakis-ile-siyasi-olculer</link>
		<comments>http://www.hayalist.com/imani-bakis-ile-siyasi-olculer#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 09:41:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhmtkrc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[İslami]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayalist.com/?p=1457</guid>
		<description><![CDATA[Siyaseti ölçülü konuşmak ve günlük politik söylemin üzerinde meselelere bakabilmek için temel ölçülerin belirlenmesi çok önemlidir. İmani bir bakış açısıyla siyaseti değerlendirmek için Risale-i Nur’u referans alan çalışmalar yapılmasına büyük bir ihtiyaç vardır. Aşağıdaki ölçüler bu manadaki çalışmalar için çekirdek mahiyetinde bir denemedir. 1.    İstibdat tekgörüştür, hürriyet ortak akıldır. 2.    Gerçek hürriyet, toplumun ve siyasetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1554" style="margin-right: 10px;" title="siyaset" src="http://www.hayalist.com/wp-content/uploads/2011/06/siyaset1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" />Siyaseti ölçülü konuşmak ve günlük politik söylemin üzerinde meselelere bakabilmek için temel ölçülerin belirlenmesi çok önemlidir. İmani bir bakış açısıyla siyaseti değerlendirmek için Risale-i Nur’u referans alan çalışmalar yapılmasına büyük bir ihtiyaç vardır. Aşağıdaki ölçüler bu manadaki çalışmalar için çekirdek mahiyetinde bir denemedir.</p>
<p>1.    İstibdat tekgörüştür, hürriyet ortak akıldır.<br />
2.    Gerçek hürriyet, toplumun ve siyasetin her alanında demokratikleşme sağlar.<br />
3.    Teceddüt fikri hürriyetin ve demokrasinin bir sonucudur.<br />
4.    Demokrasi akla, hakka, bilgiye, eğitime, kanuna ve kamuoyuna dayanmalıdır.<br />
5.    Başta insanlar olmak üzere bütün varlıklara karşı hür olan kişi, Allah’a karşı da hakkıyla kulluk eder.<br />
6.    Hürriyet, imanın bir özelliğidir. İman ne kadar mükemmel olursa, hürriyet de o derece parlar.<br />
7.    İnsan hürdür, ama yine Allah’ın kuludur.<br />
8.    Hürriyet, insaniyetin temeli olan irade özgürlüğünü sağlar.<br />
9.    Meşveret, istibdadın panzehiridir ve irade hürriyetini canlandırır.<br />
10.    İstibdadın her hâline, demokrasi kisvesinde olsa bile, karşı durulmalıdır.<br />
11.    İstibdadın temelinde güç vardır, kanunu menfaatine alet eder.<br />
12.    Şahs-ı manevi olan hükümet masum olamaz. Ancak Eflatunun hayali fazilet şehrindeki hükümet masumdur.<br />
13.    Siyasi bakış açısı, hükümetin iyiliklerinin kötülüklerine üstün gelmesi olmalıdır. Hatasız hükümet imkânsız bir beklentidir.<br />
14.    Ehvenüşşerreyn, bir adalet-i izafiyedir.<br />
15.    Siyasi inkılâplar sebebiyle dinine fayda veya zarar geleceğini düşünen birinin dinde hissesi örümcek ağı kadar zayıftır.<br />
16.    Bir millet cahillikle hukukunu bilmezse, hamiyet sahiplerini bile müstebid yapar.<br />
17.    Eski hal muhal, ya yeni hâl veya izmihlal.<br />
18.    İslamiyet’in binde biri siyasetle ilgilidir. O kısmın ihmaliyle, İslamiyet ihmal edilmiş olmaz.<br />
19.    İslamiyet’in % 99’u ahlak, ibadet, ahiret ve fazilete dairdir. % 1 oranında siyasetle ilgilidir.<br />
20.    Cerbezenin özelliği, tek bir kötülüğü sünbüllendirip iyiliklere galip getirmektedir.<br />
21.    Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen güzel idealler sahibi olur.<br />
22.    Müslüman siyasetçiler nadiren tam dindar ve salâbetli kalırlar. Çünkü gururu ve enaniyeti bırakamıyorlar. Hakiki takva ise gurur ve enaniyetle bir arada olamaz.<br />
23.    Siyasetteki muktesit meslek, “Haydar”a, ne “Haydo” ne de “Haydar Ağa” denilmemesidir.<br />
24.    Siyaset, dine ve İslamiyet’e alet ve hizmetkâr edilmelidir.<br />
25.    Dinin bir hakikati bin siyasete tercih edilir.<br />
26.    Siyasi düşüncesini beğenmediği salih bir insanı acımasızca tenkit etmek ve aynı siyasi görüşü paylaştığı bir münafığı coşkuyla sena etmek, şeytani ölçülerin benimsendiği menfi bir siyasetçilik anlayışıdır.<br />
27.    Dış siyasetin güdümünde bir iç siyaset, dış akımlara akılsız bir alettir. İyiniyetli olmanın faydası olmadığı gibi büyük bir vebali de vardır.<br />
28.    Din adına siyasete girmek için, siyasetçilik ve tarafgirlik terk edilmeli, İslamiyet aşkı ve dini hamiyet esas olmalıdır.<br />
29.    Fasık siyasetdaşını, dindar muhalifine, suizan bahaneleriyle tercih etmek, siyasetçiliktir.<br />
30.    Toplumun mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle siyasetdaşlarına has göstermek ve toplumun genelinde dine aleyhtarlık meyli uyandırarak nazarlardan düşürmek, tarafgirliktir.<br />
31.    İnadın özelliği, şeytan birisine yardım etse “melektir” der, rahmet okur. Muhalifinde melek görse “libasını değiştirmiş şeytandır” der, lanet eder.<br />
32.    Bazen zalimcesine intikam fikri, arzuya fikir suretini giydirir.<br />
33.    Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatin ruhu olan şahs-ı manevi daha metin ve istikametlidir.<br />
34.    Cemaatın ruhu olan şahs-ı manevi eğer istikametli olsa, çok parlak ve mükemmel olur. Eğer fena olsa pekçok fena olur.<br />
35.    Sevad-ı a’zama ittiba edilmelidir.<br />
36.    Cumhura muhalefet öyle bir hatadır ki, o hatayı işlemek kalbin, vicdanın şanından değildir.<br />
37.    Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.<br />
38.    Kur’an’ın elmas gibi hakikatlerinin -siyaset propagandası suçlamasıyla- cam parçaları kıymetine indirilmemesine azami dikkat gereklidir.<br />
39.    En büyük hile, hilenin terk edilmesidir.<br />
40.    Nur talebesinin yüz eli de olsa, ancak nura kâfi gelir. Siyaset topuzunu tutacak eli yoktur.<br />
41.    Nur talebelerinin elinde nur vardır, topuz yoktur. Onların vazifeleri bir nevi nurani müdafaadır.<br />
42.    Kur’an, elmas gibi hakikatleri insanların nazarında cam parçalarına indiren bir siyasetten men etmektedir.<br />
43.    Gaflet verecek, dünyaya boğduracak, hakiki insani vazifeleri ve ahireti unutturacak olan en geniş daire siyaset dairesidir.<br />
44.    Tam ve hakiki dindar müttaki olanlar, siyasetçi olmazlar. Gerçek maksatları siyaset olanların nazarında din, ikinci derecede kalır.<br />
45.    Hakiki dindarlar, siyasete aşk-ı merakla değil, ikinci, üçüncü mertebede bakarlar. Siyaseti dine ve hakikate alet etmeye –eğer mümkünse- çalışırlar.<br />
46.    Risale-i Nur’un siyasetle alakası yoktur. Fakat küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar ve reddeder. Emniyeti, asayişi, hürriyeti ve adaleti temin eder.<br />
47.    Risale-i Nur İslam birliği siyasetine dahi alet edilmemelidir.<br />
48.    Risale-i Nur tarafgirlik hissiyatına bina edilen cereyanlarla, özellikle de siyasete temas eden cerayanlarla alakadar olmaz. Çünkü tarafgirlik damarı ihlâsı kırar ve hakikati değiştirir.<br />
49.    Risale-i Nur’un has ve sadık talebeleri, en kudsi ve en büyük vazife olan “imanı kurtarmak” hizmetini tam yerine getirmek için, aktif siyasetten şiddet-i nefretle kaçıyorlar.<br />
50.    Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır. Nur talebeleri yalnız küfre, zındıkaya, dalalete karşı cephe alırlar. İman hizmetini hiçbir (dünyevi, siyasi…) tarafgirliğe girmeden yaparlar.<br />
51.    Herkes vatanıyla, milletiyle, hükümetle alakadardır. Fakat bu alakadarlık, muvakkat cereyanlara kapılıp millet ve vatan ve hükümetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tabi etmek, beki aynı telakki etmek manasında değildir.<br />
52.    Risale-i Nur talebeleri, her birimizin yüz derece aklımız ziyade olsa da ancak iman ve Kur’an hizmetine sarf etmek lazımdır.<br />
53.    Risale-i Nur talebeleri, siyasetin satranç oyunlarına kapılıp kudsi vazifelerini ihmal etmezler.<br />
54.    Siyasetçilik, kendine muhalif olan ehl-i hakikati, belki ehl-i velayeti tenkit ve adaveti netice verir. Hatta dini hislerin siyasi akımlarca istismar edilmesine sebep olur.<br />
55.    Dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları, bilhassa harice bakan cereyanların tefrikaya sebep olmasına fırsat verilmemelidir.<br />
56.    Risale-i Nur talebeleri, vatan ve milletin dehşetli zararına siyaseti mutaassıbane dinsizliğe alet edenlere karşı, vazifeleri siyaseti dine alet ve dost yapmaktır. Bu manada Süfyanizme dayanan zındıka cereyanını kıracak siyasi cereyanlara destekçidirler.<br />
57.    Bazı münafıklar dindarları perde yapıp dini siyasete alet, sonra da siyaseti dinsizliğe alet etmeye çalışmalarına karşı safdil dindarların uyanık tutulması gerekir.<br />
58.    Nur talebeleri gizli farmasonlara muarız ve onların zincirlerini kıran Ahrar zihniyete yardım ederler.<br />
59.    Nur talebelerinin siyasi tercihlerinde Kur’an, İslamiyet, millet ve vatan menfaati esastır.<br />
60.    “Birisinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz.” Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete ortak değildir. Olsa olsa, o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevi günahkâr olup, ahirette mesul olur, dünyada değil.<br />
61.    Menfaatperestlik ve inatçılık (garazkarane ve anudane) üzerine tesis edilen bir particilik anlayışından Kur’an’a, vatana ve millete menfaat beklenilmez.<br />
62.    Bin insanın ebedi hayatının kurtuluşuna çalışmak, bir milyar insanın geçici dünya hayatına çalışmaktan daha kıymetli bir hizmettir.<br />
63.    Risale-i Nur’un ihlâs dersi, dünyevi makamların da ötesinde ahiret makamlarına bile göz dikmemeyi gerektirir.</p>
<p><a href="http://layetezelzel.com/imani-bakis-ile-siyasi-olculer/" target="_blank">İmani bakış ile siyasi ölçüler</a> <a href="http://layetezelzel.com/" target="_blank">Layetezelzel</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayalist.com/imani-bakis-ile-siyasi-olculer/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

